hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2021 Salı

daddy

daddy - ilk tanışma



 İşten daha yeni çıktım şimdi yurda gidiyorum. merhaba ben masal 17 yaşında daha reşit olmadan çalışmaya başlayan bir kızım, fazla masum olduğum söylenemez çünkü bekaretimi 1 yıl  önce barda tanıştığım birine vermiştim, ailem ben 11 yaşındayken trafik kazası yüzünden öldüler, bende 15 yaşında çalışmaya başladım aslında çalışmayı seviyorum hem kafam dağılıyor hem de para kazanıp ayaklarımın üzerinde duruyorum  zevkime çok düşkün biriyim her gün biriyle yatmasam da kendimi her zaman rahatlatırım. Yurdun önüne varmıştım aslında yurdu severim çünkü yurt müdürü beni çok sever.

Yurttan içeri girdiğimde yine herkes bana bakmaya başladı neden bakıyorsunuzki ne gerek var yanı üstümde crop ve şort vardı bakmaları gerekmezdi.

Neyse odama çıkıp üstümü değiştirdim yatağıma oturup kist okumaya başladım odaya birden tek arkadaşım selin geldi 

"Ne oldu nefes nefesesin" gerçekten nefes nefeseydi " Seni birisi evlat edinmek istiyormuş sen hayla burda kitap oku " neyyyy beni biri evlat mı edinmek istiyormuş " müdür seni odasına çağırıyor sende istersen adam seni alacakmış" haa adammış kesin yaşlı bir ayağı çukurda biridir.

"Tamam sen çık ben üstümü değiştirip geliyorum" tamam deyip odadan çıktı. Hemen üstüme ince bir etek onun üstüne büstiyer giyip müdürün odasına çıktım. 

Eğer beni alacak bu adamsa koşa koşa giderim bu adam seks tanrısı gibi.

"Hoş geldin masal bu selim bey" deyip önündeki adamı gösterdi adam bana elini uzatıp konuşmaya başladı.

"Ben selim 28 yaşındayım mühendisim şimdilik bu kadar bilsen yeter" deyip yerine oturdu hıh gıcıkmış.

"Merhaba efendim bende masal 16 yaşındayım" elimi sıkıp konuştu.

"Seni tanıyorum masal hem de her şeyini biliyorum" deyip göz kırptı. Ve müdür konuşmaya başladı.

"Masal sen git kıyafetlerini yazılar selim bey de seninle gelsin onun evinde yaşayacaksınız" selim konuşmaya başladı 

"Eşyalarını toplamasına gerek yok her şey evde var zaten" ıyi egolu şey sen şimdi görürsün 

"Sizinle yaşayacağımı nerden çıkardınız" ben konuşurken müdür odadan çıkmıştı odada sadece ikimiz kalmıştık.

"Bana hayır diyen bir kız şuana kadar görmedim küçüğüm" küçüğüm, bu laf çok hoşuma gitti.

"Peki siz nasıl isterseniz efendim" bana yaklaşıp konuşmaya başladı.

"Bana babacık de küçüğüm" owww daddy fantezisi haa severim.

"Peki babacığım" sexy bir şekilde fısıldayarak söylemiştim ve etkilendiğini biliyorum çünkü dudaklarını ısırmıştı.

"Bu kadar ateşli olma küçüğüm ama altımda ateşli olabilirsin" deyip piç smile attı peki babacığım oyun yeni başlıyor.

kurallar

Arabadan indiğimde gördüğüm ev ay pardon saray karşısında şok oldum, annem ve babam ölmeden önceki evimiz büyüktü ama bu kadar değildi zaten o eve de haciz gelmişti neyse.

"Burası hariiikaaa" bu halime gülüp konuşmaya başladı.

"Beğendiğine sevindim küçüğüm çünkü artık her zaman evde olacaksın" ne her zaman mı

"Nasıl her zaman evde olacağım ben anlamadım da" gerçekten anlamamıştım 

"Yanı küçüğüm artık derslere evde devam ediceksin bir tek benimle dışarı çıkacaksın" ama olmazkiiiii

"Neden benim arkadaşlarım var sana bağlı yaşayamam" ben böyle deyince sanki üzüldü gibi oldu ama toparladı 

"Hayır bana bağlı yaşamak zorundasın çünkü ben senin artık babanım ama baban olmam senin benim kızım olacağın anlamına gelmez küçüğüm" Ne kastettiğini anlamıştım ve uzatmadım 

"Peki babacığım sen nasıl istiyorsan öyle olsun" evet babacığım biraz zor durumda bırakalım seni hemen yanın yaklaşıp kucağına oturdum.

"Benim küçüğüm çok mu arsızmış bakalım" tabi ki babacığım

"Evet babacığım" deyip erkekliğine sürtünmeye başladım.

"Küçüğüm şimdi olmaz çok yorgunum" tabi ki de devam edecektim.

"Ama babacığım lütfen" deyip kucağına iyice yerleştim ve daha hızlı sürtünmeye başladım vee istediğime ulaştım.

"Ahh, küçüğüm devam et, ahh" evet böyle babacığım . Daha hızlı sürtünmeye başladım beni üstünden indirip yere oturttu ve eşortmanını çıkarmaya başladı hemen elini tutup ben çıkarmaya başladım.


"Ahh küçüğüm devam et, ahh evet böyle daha hızlı yala ahhh" diyip boşaldı evet babacığım beni hafife almamalısın. Ama beni kolumdan tutup bir odaya götürmeye başladı.

"Babacığım nereye gidiyoruuz" hayla konuşmuyordu sadece beni bir yere götürüyordu.

"Sana durmanı söyledim! Ama sen dinlemedin o yüzden ceza zamanı" işte şimdi bitmiştim.

daddy - annecikle tanışma vakti

Beni bir odaya götürmeye başladı içeri girdiğimizde sayamayacağım kadar sex aleti vardı. Kulağıma eğilip konuşmaya başladı.

"Benim az önce zevkten çıkardığım incelemeleri sen şimdi acıdan çıkarıcaksin küçüğüm anneciğin sana güzel bir ders verecek" ne?

"Annecik mi?" Diye sordum çünkü hiçbir şey anlamadım.

"Evet anneciğim küçüğüm emin ol seninle oynamaktan büyük bir zevk alıcak demi alev" bi tane kadın içeri girdiğinde bunun alev yani anneciğim olduğunu anlamıştım yanıma yaklaşık elini saçıma koydu ve konuşmaya başladı.

"Merhaba küçüğüm bugün seninle çok güzel eğlenicez aslında ben eğlencem sen ağlamakla meşgul olacaksın" deyip saçımı çekmeye başladı beni büyük demir bir aletin önüne oturttu aletin önünde silikon yarrak vardı anladığıma göre o ağıt çalışınca yarrak benim amıma girip çıkacak. Ah saçım çok acıyordu.

"Ahh bırak saçımı" ben böyle dediğimde daha fazla çekip aleti çalıştırmaya başladı.

"Kapa çeneni seni küçük sürtük şık acıdan çığlıklar atıp annecik diye bağıracaksın tamammi küçüğüm bana durmam için yalvaracaksın tamam mı?" Şuan çok korkuyorum aleti çalıştırmaya başlamıştı ve şimdiden canım çok acıyordu. Yalvarmaya başlamıştım.

"Ahh ahh, anneciğim canım çok açıyor lütfen dur lütfen ahhh" 

"Kapa çeneni seni küçük sürtük şimdi canın daha fazla acıyacak" dedi ve makinanın hızını arttırdı, göt deliğine küçük püsküllü bir şey soktu ve çalıştırdı bu çok acıtıyordu, ve beni kırbaçlamaya başlamıştı.

"Annecik lütfen dur lütfen çok acıyor" ben böyle deyince hahkaha atıp makineyi daha da hızlandırdı.

"Yalvar bana sürtük durmam için yalvar ama durmayacağım seni delirteceğim zevk almana izin vermeyeceğim  acı içinde kıvranacaksın altımda" şuan canım çok fena acıyordu hem ağlıyor hem bağırıyordum orgazm olmama çok az kalmıştı titreme başlıyordum.


"Ah anne annecik ahh geliyorum ahh" ben tam gelecekken iki aleti de durdurdu şuan beni sökmesi için ölesiye yalvara bilirdim.

"Ah seni minik sürtük tabikide boşalmiycaksin bu gece sana rahat yok" diyip çekmecen vibarektör(yazılışını bilmiyorum) aldı ve deliğine soktu şuan kesinlikle acı çekiyordum 

"Annecik lütfen dur yalvarırım dur" durmayıp önüne taktığı yarrağı vibarektörü çıkardığı deliğime soktu yaklaşık 30 santimdi ve ben nefes almalıysak durumdaydım. Hızlı gel gut yapmaya başladı bende kasılmaya ben tan boşalacağım sırada durdu.

"Evet küçüğüm birazcık böyle dur ve akıllan" diyip amıma küçük bir şey soktu ve çalıştırdı eline bir kumanda alıp dışarı çıktı o dışarı çıkar çıkmaz deliğimdeki şey daha da hızlandı ellerim bağlıydı ve deliğimdeki şey boşalmama izin vermiyordu kıvranmaya başladım.

ageplay süreci "MASALDAN"


Sabah uyandığımda bir beşiğin içinde olduğumu gördüm etrafıma bakımindığımda her yer pes pembe ve bir sürü oyuncu vardı ben oyuncakları severdim ama bunlar çok fazlaydı. Pes pembe kıyafetler vardı ve minicik etekler ama bunlar çok tatlıydı. Bir dakika benim ağzımda emzik vardı nasıl yani hemen altıma baktığımda bez ve zıbın vardı işte şimdi yandım.

"Benim küçük kızım uyanmış mı bakalım" diyerek babacığım geldi içeri.

"Benim bu halim ne neden altımda bez var" gülemeye başladı deli  heralde.

"Sen artık ageplay sürecindesin bebeğim tabi kurallar da var kahvaltı ettikten sonra onları da konuşacağız" ageplay o ne bunlar mı gerizekalı yoksa ben mi malım ben mal olmadığıma göre hem gerizekalı hem de tescilli deli.

"Kucağıma gel küçüğüm" kollarımı uzatıp kucağına almasını bekledim nedeni ise kokusu çok güzeldi yoksa niye bu tescilli delinin kucağına gidiyim demi yani.

"Afferin benim minik bebeğime bu arada küçüğüm annecik burda olmayacak biz seninle yanlısız bundan sonra" 

"Neden babacık" uzun süredir baba sevgisi görmediğim için bu bana çok iyi geliyordu.

"Dün senin canını çok acıtmış bende sen üzülme diye gönderdim" böyle deyince çok sevindim hemen kucağında zıplaya başladım ama sanırım zıplamamalıydım.

"Ahh masal ne yapiyosun küçüğüm" ne yaptım ki ben sanki dünden sonra o yaptığım herşeyi unutmuş minik bir çocukmuş gibi davranmak istiyordum hemen babama söyledim.

"Babacık ben minik bir çocuk olmak istiyorum" bu dediğime içten bir şekilde güldü ve konuşmaya başladı.

"Tabiki küçüğüm sen nasıl istersen senin isteklerin benim için çok önemli" 

"Teşekkür ederim babacığım" diyip tekrar zıplamaya başladım.

SELIMDEN(BABACIK)

Demekki benim benim küçük bebeğim bebek olmak istiyormuş benim için daha iyi olur ama benimki için hiç iyi olmadı hemen tuvalete gitmem gerekiyor.

ageplay 1.gün -

 SABAH "SELIMDEN"

Sabah uyandığımda yanimda güzeller güzeli bebeğim vardı fazla masum bu yaşında kadar çalışmış minik bebeğim şımartılmayi hak ediyordu hemde fazlasıyla ama ben ona bakabilcekmiyim?
Onun istediği her şeyi yapabilirim ama ona istediği sevgiyi verebilirmiyim tabiki veririm aq ben koskaca selimim bir sevgimi veremiycem allah allah tıch tıch neyse hemen kalkıp üstümü giyindim ve küçüğümü uyandırmaya başladım.

"Küçüğüm kalk artık öğlen olduu" dudaklarını büzüp hayır dedi ama ben o dudakları öperim. Dudaklarını öptüğümde kıpırdamaya başladı

"Ama babacık yaaaa neden öptünkiiii" yaaa dudaklara bak allahım yicem sanırım neyse kendine hakim ol selim
"Yapamadım babacığım" peki bakalım.

"Ben aşşağı inip geliyorum geldiğimde yapmış ol" owww nerdeyse ağlıycak benim küçüğüm yaa ama alışmak zorunda.

"Tamam babacığım" aşşağı inip bebeğime süt hazırlamaya başladım umarım beğenir. Yukarı çıktığımda bebeğimin ağladığını gördüm hemen yanına gittim.

"Noldu küçüğüm" 

"Yapamadım babacığim" 

"O zaman ceza vakti küçüğüm yat yatağa çıkar üstündekileri ve arkanı dön" 

"Tamam babacığım"

MASALDAN

Hemen babacığımın dediğini yaptım onu kızdırmak istemiyorum eline püskülü kırbaç gibi bişey aldı ve konuşmaya başladı.

"Şimdi küçüğüm Ben her vurduğunda özür dilerim babacığım diyeceksin Tamam mı bebeğim"

"Tamam babacığım" çok acıdı 

"kızım bu senin cezan alışsan ii olur" 

"özür dilerim, özür dilerim, özür dilerim..." canım çok acıyordu bir daha kesinlikle ne derse oldu bilsin ahhh çok acıor amaaa.

"afferin benim güzel kızıma bundan sonra babacık ne derse olucak demi"

"olucak babacığım" babacık aşşağı indikten sonra bende yataktan kalkıp babacığımın yanına indim.

"Babacık popom açıyor krem sürermisin?"

"Sürerim bebeğim" 

SELIMDEN

Masal yukarı çıkmaya başladığında peşinden gittim bende poposu açıyormuş benim güzelimin hemen yukarı çıkıp kremi aldım poposunu açıtığımda çok sert vurduğumu gördüm kıpkırmızı olmuş hemen kremi sürmeye başladım inliyordu ve beni zor durumda bırakıyordu ama dayanmak zorundayım.

"Tamam güzelim bitti kalk"

"Teşekkür ederim babacığım"

küçüğüm hastalandı

MASALDAN

Sabah kalktığımda babacığımın yanında olduğumu gördüm 1 hafta önce yaptığından sonra ona birazcık trip atmış olabilir tabi o da kendini affettirmek için bana çok güzel kıyafetler sipariş etmişti ve artık altıma bez takmıyordu veya beşikte yatırmıyordu sadece benimle bebek gibi ilgileniyor ne istersem yapıyordu bu daha çok hoşuma gidiyordu çünkü bebek olmak istemiyordum neyse.

Babam hayla uyuduğu için kasıklarına oturup yanaklarını öpmeye başladım uyanmasa gerekiyordu çünkü söz vermişti ilk yemek yiyip sonra dışarı çıkacaktık.

Kucağında zıplamaya başladım.

"Babacık kalk hadiii" kalkması için hem zıplıyor hem
de yanaklarını sıkıyordum.

"Masal küçü- ahh masal duur"

"Ne oldu babacığım canını mı yaktım" 

"Hayır bebeğim sadece yaramazlık yaptın" ne ama ben uslu bir bebeğim.

"Ben uslu bir bebeğim baba yaramazlık yapmam hıh" evet trip atma zamanıydı.

"Ama güzelim babacığının aletinin üzerinde zıpladın ve babacık tahrik oldu"

"Özür dilerim babacığım ben bilmiyordum"

"Sorun yok bebeğim ama şimdi babaciği rahatlatmamız gerekiyor demi" 

"Öylemi yapmamız gerekiyor babacığım" 

"Evet bebeğim şimdi babacık sana süt içiricek ama seninde yardım etmen lazim" 

"Tamam babacığım hadi süt içeliiim" ben böyle söylediģimde güldü ve üstünü çıkarmaya başladı ama hani süt içicektik?

SELİMDEN

Benim minik bebeğim süt içeceğini sanıyor aslında süt içicek ama babacık sütü neyse.

Üstümü çıkartıp bebeğimin yanına oturdum kollarından tutup önüme eğdim ve saçlarını ellerime doladım.

"Ne yazıcaz babacığım süt nerde" hayla süt diyo smndjddk
                    
"Bebeğim sen şimdi bu önündeki şeyi yalıycaksın ve süt gelicek tamamı bebeğim" 

"Tamam babaciğım" dilini ağletimin ucuna dediğdirdiyi an bana bir titreme geldi ama belli etmemeye çalıştım canını acıtmıycak bir şekilde şaçlarıni çekerek kafasını biraz daha hızlandırdım şuan çok kötüydüm ama boşalma sorunum olduğu için gelemiyordum bebeğim en güzel yeninde kafasını kaldırıp konuşmaya başladı.

"Babacık süt gelmiyor süt mü gitmiş acaba" kafasını hızla tutup ağletime bastırdım nefes alamıyordu ama benim gelmem lazımdı.

Yaklaşık bir dakikadir böyleydik ve masal kıpkırmızı olmuştu bacaklarıma vuruyor çıkarmam için yalvarıyordu bende gelmek üzeriydim zaten hemen sonra gelmiştim masalı bıraktığım gibi nefes almaya başladı biliyorum bana trip atıcak ama boşalmak zorundaydım ve boşaldım.

"Hıh küstüm ben sana bırak gidicem ben" 

"Hiç bir yere gidemezsin küçüğüm çünkü sana sürprizlerim var"
Sürprizlerim var diyince gözleri parladı ahh ahh keşke daha önce alsaydım seni.

"Gerçektenmiiii"

"Gerçekten bebeğim şimdi ben çıkıyorum sen üstünü giyiniyorsun ama bu kısa giyinme kıskanırım bende üstümü giyiniyorum ve cikiyoruz"

"Tamam babacığım"

MASALDAN

Babacığımın bana süprizi varmış ama nee neyse üstümü giyindim



Ve aşşağı indim babacığım da aşşagida beni bekliyordu çok yakışıklı olmuştu.

"Hadi babacığım çıkalım."

"Tamam güzelim ilk kahvaltıya gidicez ordan güzel kıyafetler alıcaz sonrada güzel güzel şeyler yapıcaz Tamam mı bebeğim"

"Tamam babacığım"

"Afferin bebeğime hadi çıkalım" dışarı çıktığımızda markasını bilmediğim bir araba vardı siyah mat bir araba aşık oldum diyebilirim. 

"Bebeğim birazdan kahvaltıya gidicez eğer çok erkek olursa diye şu arkadaki hırkayı yanına al bacaklarına örtersin" yine kıskançlığı tuttu djdjdjdjd.

"Tamam babacığım kiskanmaaa"

"Ne demek kıskanma ben karın kaslarımı açarak gezsem sen kiskanmiycakmisın" 

"Gezmezsin demii" diyi köpek yavrusu bakışlarımı attım tabi bana dayanamayıp kahkağa attı.

"Tamam tamam gezmem bak geldik hırkayı yanına al" göz devirdiğimi görünce bana öyle bir baktıki djdjdjdjd

"Tamam baba yaa"

"Aferin benim güzelime hadi in bakalım ama elimi bırakmak yok" offff.

"Tamam babacik" arabadan indiğimiz gibi vale yanımıza gelip arabanın anahtarını aldı ve bana göz kırptı. Tabiki babacığım hemen güzel bir bakış atmayı unutmadı sjsjjsjs.

"Bak bak nasıl göz kirpiyo yanında benim gibi biri var bide göz kirpiyo kertenkele götüne girsin emi" ben kahkaha atmaya başlayınca durup ellerini beline koydu.

"Ne gülüyosun be sana göz kırptı o yer elmasi"

"Yer elmasımı adamın boyu en az 1.80" dedim ama keşke demeseydim beni kucağına alıp içeri girdi.

"1.80 ha bide boyuna baktın yani senin yanında 1.98 birisi var ve sen o bücüremi bakiyosun"

"O zaman bende bücürüm benim boyum 1.57 ama daha uzun gosteriyorum demi" ben böyle diyince yine gülmeye başladı.

"Senin boyun 1.57 mi ben 1.40 falan sanıyodum" diyip beni içeri götürmeye başladı

"Yaaaa sensin 1.40 bırak beni küstüm ben sana" küstümmü gerçekten mi masal çok yaratıcısin.

Ben kendi kendime konuşurken bir tane kadın gelip siparişleri almaya başladı tabi babacığıma bakmanıza unutmadı sen şimdi görürsün.

"Sevgiliiiiimmm bu kadın neden sana göz kirptı" 

"Bilmiyorum sevgilim sürtüktür" kadın mosmor olmuştu ama ben içimden içimden kahkaha atıyordum.

"Babacık bu kadın sana niye göz kırptı haa" ben böyle konuşurken o kahkaha atıyordu.

"Sen benim kıskandın bakalım bak bak bide sevgilim diyo" 

" sevgilim değilsen beni niye öpüyorsun"

" Ben senin hem sevgilin hem babacığınım meleğim unutma tamammi senden başkasını sevmem ben"

"Gerçektenmiii"

"Gerçekten gülüm ama şimdi kahvaltı yapalım" kahvaltımız gelmişti ve yemeğe başlamıştık 

Ben gerçekten az önce babacığımımı kıskanmıştım ama kıskana bilirdim demi sonuçta o benim babacığım.

beyin fonksiyonları

SELIMDEN

Sabah uyandığımda yanimda melekler gibi uyuyan bir bebek bulmayı tabiki bekliyordum afferin bebeğime neyse.

Bu gün şirkete gitmem gerekiyor ama bebeğimi evde tek bırakamam o yüzden onuda yanıma alıcam.

"Güzelim uyan hadi" dudaklarını büzüp başını salladı.

"Hayır babacık" ah miniğim ah.

"Seni alışverişe götürürüm bebeğim"

"Olleey alış-veriş hadi gidelim babacık minik minik etekler alicaaaam" O etekleri dışarda giy de bende sana bakan adamların hepsini döviyim demi bebeğim.

"Tamam bebeğim alırız." Kıyamamki ben o 'na 

"Seni çok seviyorum babiiiiş" ah evet burda bağış var geçen gün eve alışveriş yaparken birinin babasına babiş dediğini duydu hemen babiş olduk babacığın ne günahı vardı allahım pardon ne günahı yoktu allahım.

"Ben seni çok seviyorum güzelim" kollarını uzattı onu almam için şimdi tam bir bebeğe benziyor acaba beşikte yatırmaya devammı etseydım ay yok canım daha neler.

"Şey babacık ben pizza yemek istiyorum" pizza pizza tabi yok sana pizza.

"Tamam güzelim pizza yiyelim yanında da kola içeriz" aferin selim iyice hanım köylü oldun sende yanimda kola içeriz diyiyorum birde 

"Seni çoooook seviyoruuum babiiiiş" ay sen böyle konuşacaksan biz herzaman pizza yeriz gülüm.

"Tamam güzelim bende seni çok seviyorum ama kalksanmı şimdii" 


"Tamam babiş kizmaaa" kucağıma gelip dudağı- neyyyyy dudağımımı öptü tamam sakın ola küçük selim abaza değilsin sen bir öpücüge gidemezsin ay bi daha öptü tamam küçük selim kalkabilirsin izin veriyorum.

"Kızım bu sevgiyi neye borçluyuz" ay bi daha öptü kalpten gidicem şimdi.

"Pizza ve kolaya borçluyuz babiş bi dakka babiş biz niye pizza ve kolaya borçluyuz yoksa onlar tefecimii" bu kız bu zekayla bu güne kadar zor yaşamış cidden yarabbim ben ne yedirip kaçırıyorum bu kıza.

"Evet kızım tefeci onlar"

"Hiiiih onları yiyelim o zaman pis onlar" doğru kız yiyelim pis onlar.

"Neyse masal güzelim hadi kalk bu gün dışarda kahvaltı yapalım boşuna kahvaltı hazırlanmakla uğraşmayalım"

"Kahvaltı hazırlamayı bimiyorum demiyorda" vazgeçtim bu kız çok zeki.

"Masal 10 dakikaya geliyorum üstünü giymiş ol" 

"Tamam be babiş"

MASALDAN


Babacık odadan çıktıktan sonra giyinmeye başladım ama bu gün soft giyinmek istiyorum.



Üstümü giyindikten sonra saçlarımı yapmaya başladım veee makyajjjj



Saçımı ve makyajımı yaptıktan sonra babacığımın gelmesini bekledim. Zaten o da hemen geldi hiç geç gelme zaten piskopat babiş.

"Hadi gidelim babiiiiiş" evet ben böyle konuşunca gözlerinin içi gülüyor çünkü masal farkı nihahahhh neyse kendime yükselmeyi bir kenara bırakıp babacığım kucağına atladım tabi üstümde etek olduğu için babiş hırladı ay hoşt köpek misin ayooool.

"Masal güzelim ne yapıyorsun bak benim küçük rahat değil" ne babişin birde küçük versiyonumu var ay başıma gelenleeeer.

"Ney babacık sende bir tanede küçük mü var" 

"Masal güzelim sen bu kafayla nasıl yaşadın" bende bilmiyorum valla.

"Neyse babacık hadi gidelim"   

"Tamam güzelim ama bu etek çok kısa değilmii" 

"Yoo babacık sen etek bakma körü olmuşsun gayet uzun" ney etek bakma körümü ciddi anlamda çok yaratıcısın masal.

"Masal güzelim sen sabah bişey de yemedin beyin fonksiyonların çalışmıyor heralde" hıı çok bilmiş.

"Çok konuşmada gidelim babiş" 

daddy - şirkette bir gün

Hemen evden çıkıp arabaya bindik.

"Babiiiş şirkete gidiyoruz demii"

"Evet şirkete gidiyoruz güzelim" oh be evde otur otur sıkıldım bir dakka ben evde oturmuyorumki ah yine çok zekiyim.

"Tamam babiiiiş" babiş göz devirip önüne döndün nasilda sınır oluyor adam olucaksın aslanım.

"Masal güzelim birtanem bak sakın iş yerinde bana babiş deme benimde bir karizmam var" karizması varmış karizmanı yesinler ama pardon ben yiyim boşver onları.

"Diyicem babiiiş" ve yine göz devirdi şaşı olucak babiş yeter djdjdjdjd.

"Tamam güzelim de bakalım" işte masal farkı nihahhah

"Babacık seninde böyle güzel sekreterlerin varmı" kahkaha atmaya başladı ne gülüyorsunki şimdi neden yani hıh mal.

"Benim asistanım erkek güzelim" hah erkekmiş tamam ney ya adam gayse ayyy.

"Babiş ya adam gayse hiç düşünmüyormuşun bunu hıh" 

"Adam evli güzelim" ne yani evli diye başka adamlara sarkamazmı.

"Iyi be babiş bu arada ne kadar kaldı be babiş" 

"Babiş kadar neyse 10 dk kaldı güzelim" 

"Babiş içeri girerken beni kucağına alsanaaaa nütfeeeen~ "

"Ahhh kalbim şöyle şeyler yapma tamam alırım kucağimaa" hihihuii tatlılıkla master yaptım olum ben havanız kime 

Lan mal kendi  kendine konuşmasana 

Hah sanane acaba iç ses

İyi be konuş kendi kendine gerizekalı

Sensin gerizekalı

Ben senin iç sesinim gerizekalı

Doğru lan iç sesim o benim neyse hadi bb iç ses

Bu kız harbi mal

Allahım kendi iç sesim bana düşman nereleri geldiiiik.

"Masal şirkete geldik hadii" ana şirkete gelmişiz vay anasını ben 100 yıl çalışsam bu şirketin kapısını alamam lan neyse zengin babişim var nihahahhh.

"Tamam babiş"

daddy - şirket

SELİMDEN

Şirkete girdiğimizde herkes yanımdaki minik kıza bakıyordu tabi bende buzlar prensinin yanında bir kız görsem bende bakarım.

Odama geldiğimizde masal hemen masanın önündeki koltuklara oturdu ve bana bakmaya başladı.

"Efendim bebeğim bişeymi istiyceksin" evet genelde birşey istiyceğinde yavru köpek gibi bakar.

"Babiiiş lolipop istiyorum, lütfen kolalı ve elmalı aldırırmısın ama uzun ve büyüklerden olsun lütfen?" Sorar gibi söylemişti izin istiyordu.

"Peki güzelim söylerim alırlar sana" hemen sandalyemin yanına gelip kucağıma oturdu.

"Teşekkür ederim babiiiş" 

"Teşekkür etme masal ben senin babanım tabiki alıcam" 

"Haklısın babiş alıcaksın o zaman bana limitsiz kredi kartını verirmisin lütfen alışveriş yapmak istiyorum" ahh yine o yavru köpek bakışları.

"Peki masal ama bi daha öyle bakma" yüzüme daha yaklaşıp yavru köpek gibi bakmaya devam etti.

"Böylemi babacığım" masal kalk kucağımdan lütfen.

"Evet masal öyle şimdi kalk kucağımdan bende işimi yapayım demi bebeģim" bana daha çok sokuldu.

"Hayır babacığım lütfen burda durayım çoook rahat" bakma şöyle be güzelim.

"Tamam masal ama çok kıpırdama" iyiki kıpırdama dedik be güzelim.

"Peki babiiş" 


MASALDAN

Babacığımın kucağı çok rahattı hiç inesin yok taşısın ah kapı çaldı kesin lolipoplarım.

"Geeel" içeri bir tane takım elbiseli yanında iki tane ayı gibi olan bir adam geldi kesin mafya djdjjddj.

"Ooo selim bu kucaģındaki yeni sürtüğünmü bana versene emin ol çok iyi bakarım" adam böyle söyleyince selim hızlıca ayağa kalktı tabi bende selime tutunmak zorunda kaldım.

"Düzgün konuş lan sen kimsinki ben kızımı sana veriyim" 

"Ama güzelmiş selim turnayı gözünden vurmuşsun" vee evet babacık yine sinirlendi.

"Korhan çık dışarı ortaklık iptal" aa babişin ortağıymış demekki.

"Peki selim ama emin ol çok güzel şeyler olucak" 

"S*ktir git şerefsiz" adam gülerek dışarı çıktı.

"Masal lütfen senden birşey istiycem" ne istiycekki.

"Peki babiş söyle" beni tutup önüne oturtturdu ah şimdi anladım 

"Lütfen güzelim ihtiyacım var" 

"Peki babacık" babacığımın pantolonunun fermuarını açıp penisini çıkardım ve üflemeye başladım küçük küçük öpücükler kondurup yüzüne bakıyordum yavaşça penisinin ucunu ağzıma aldım selim inleyip elini sandalyenin yanlarına koydu.

Yavaş yavaş aģzıma almaya başladım selim inleyip kendini aģzıma itiyordu ama ben yavaşça aģzıma alıp bekliyor gelgit yapmıyordum elini alıp kafama yavaşça bastırdı" ahh hızlı yap lütfen bebeģim" selimi onaylayıp biraz daha hızlı gelgit yapmaya başladım .

Elimle yavaşça okşayıp gelgit yapıyordum selim kafamı hızlı bir biçimde bastırmaya başladı elini durdurup kendim yalamaya devam ettim, şimdi daha hızlı gelgit yapıyordum selim boşalmak üzereyken ağzımdan çıkarıp kapıyı kitlemeye gittim selim inleyip boşalmak için kendine çekiyordu.

Yanına gidip yavaşça üstümü çıkarmaya başladım o benim için herşeyi yapıyorsa benimde babacığımı tatmin etmem gerekiyor.
Kıyafetlerimi çıkarma işlemim bittiği zaman selimin yanına gidip kucağına oturup sürtünmeye başladım.

"Ahh masal çok iyisin güzelim ahh" selimin inlemesini duyduktan sonra yavaşça penisini içime aldım. Yavaşça oturup kalkmaya başladım selim ellerini belime koyup kendine bastırmaya başladı.

Beni masaya domalır şekılde koyup arkama geçti, penisini deliğime konumlandırıp rekora gelgit yapmaya başladı bu sefer daha hızlı ve sertti."Ahh babacığım yavaş" selim durmayıp dahada hızlandı adama sinirini benden çıkartıyordu.

Bir süre daha gelgit yaptıktan sonra boşaldı ama ben boşalamamıştım masanın çekmecesinden küçük bir alet çıkarıp deliğime yolladı ve eline minik bir kumanda aldı.

"O kumandayı ne yapacaksın babacığım" sırıtıp kıyıya doğru yürüdü.

"Onu birazdan görüceksin toparlan 15 dakikaya geliyorum toplantıya sende benimle geliyorsun"

daddy - toplantı

MASALDAN

Toplantı salonuna girdiğimizde herkes ayağa kalktı içimde alet olduğu için yürümem zorlaşırken hemen boş yere oturdum babacığım da yerine oturunca toplantı başladı. Herkes kendi fikrini söyleyip konuşuyordu. Selim konuşmaya başlayınca sustular.

Selim konuşmayı bitirince eli cebine gitti kumandayı cebimden çıkarıp bir tuşuna bastı.

YAZARDAN


Küçüğün içinde hareket eden alet küçüğü epey zorluyordu ama babacığı küçüğün kıvranışlarını zevkle izliyordu. Büyük olan elini cebine atıp iki tuşuna bastı. Küçük olan yerinde daha çok kıvranıyordu sandalyesini büyüye yaklaştırıp konuşmaya başladı.

"Babacık lütfen durd- ah" küçüğün inlemesi üzerine tüm çalışanlar küçüğe dönmüştü. Çalışanlardan biri konuşmaya başladı"iyimisiniz efendim" "iyiyim sorun yok" küçük herkes işine devam ederken takara kıvranmaya başladı.

MASALDAN

Babacık kıvranmaya devam ediyordum babacık elini cebine götürüp üç yazan düğmeye bastı içimde sanki damarlı bir penis hareket ediyor gibi duvarlarım sarsılıyordu.

Elimi selimin penisine atıp yavaşça okşamaya başladım bana bakıp gözlerini büyüttü ve elini elimin üstüne koyup elimi çekmeye çalıştı ama ben kıvranıyorsam o da kıvranacak. Babacık konuşmaya başladı.

"Masal ne yapıyordu çek elini" "Hayır babacığım istemiyorum" babacığım ayağa kalkıp toplantının bittiğini söyledi.

"Masal en üst kata çık beni selim beyin ikinci odasına götürün de odaya gir üstünü çıkar yatağa uzan ve beni bekle buda anahtarı" 

"Tamam babacığım" salondan çıkıp asistanın yanına gittim. Bana selim beyin ikinci odasını göstermesi gerektiğini söyleyip onu takip etmeye başladım odanın önüne geldiğimizde asistan yanımdan ayrıldı ve ben odaya girdim.

Oha cidden oha siz şimdi anlamadınız burda maşallah her tür işkence aleti var. Neyse hemen üstümü çıkarıp yatağa uzandım. Ardan 10 dakika sonra babacık geldi.

"EVET güzelim başlıyoruz" yanıma gelip yatağına yanındaki çekmeceden kelepçeleri alıp ellerimi bağladı. Sonra dolaba gidip vibratör dildo ve bilmediğim şeyler çıkardı. Dildoyu alıp deliğimi hazırlamadan içime yolladı.

"Ahh babacık canım acıyoor" "sus güzelim bu daha hiç birşey" eline metal kemerli topu alıp aģzıma bağladı. Vibratorü çalıştık iple deliğinin üzerine güzel ve bağlayıp dildoyu çıkardı ve kendisi girdi.

"Beni deli ediyorsun masal" biliyorum babacık djdjdjdjd.
Yavaş yavaş gelgit yapıyordu acı ve zevk karışımı duygular hissediyordum.

"Ah babacık daha hızlı lütfen" tatlı noktamı bulduğu için gelmek üzereydim ama babam durdu be üzerime çıktı penisini ağzıma dayayıp gelgit yapmaya başladı ilk yavaş yavaş yaparken şimdi daha hızlı yapmaya başladı.

"Ah masak bebeģim çok iyisin" bacaklarına vurmaya başladım nefes alamıyordum ağzıma boşalınca altıma indi be deliğimi yalamaya başladı.

"Babacığına gel bebeģim" işin içine parmaklarınıda katınca boşaldım babacık kalkıp yanıma geldi.

"Çok iyiydin bebeģim" utandığım için selimin göğsüne yaslandım saçlarımı okşamaya başladı

"Hadi evimize gidelim bebeğim" " Peki babacıģım" kalkıp üstümüzü giyinmeye başladık. Ben giyindikten sonra babacık yanıma geldi ve dışarı çıktık.

Aşağı kata inince herkes bize bakıyordu tabi bende saçı başı daģılmis ter içinde aynı odadan çıkan iki insan görsem benden bakarım. Şirketten çıkıp arabaya bindik.

Yol boyunca hiç konuşmadık babacık yorgun görünüyordu tabi bende öyle. Eve geldiğimizde babacık beni alıp odamıza çıkardı ve banyoya girdik.

"Babacık beraber mi giricez" "EVET güzelim hemen banyo yapıp yatalım bu gün ikimizde çok yoruldum" " Tamam babiş" banyoya girdiğimizde babacık beni güzelce yıkadı, saçlarımı kuruttu ve güzelce giydirdi.

"Hadi güzelim güzelce uyuyalım ikimizde çok yorulduk" "Haklısın babacık dahi uyuyalım" babacık beni onaylayıp yatağa uzakta yanına uzanıp kafama göģüsüne koydum ve huzurla uyudum.

BİLİNMEYENDEN

Ah meleğim ne güzel uyuyorsun böyle ama artık selimin yanında deģil benim yanimda uyuyacaksın.

"Meleğimi alın kılına zarar gelirse hepinizi öldürürüm" beni onaylayı masalı aldılar selimin yanına gidip yüzüne baktım ona bakınca aklıma hep eski anılar geliyordu ama şimdi ona acıların en büyüğünü yaşatcam benden önce bebeğimi yetimhaneden al ak neymiş çok iyi öğrenceksin.

"Selimide alın bizim depoya götürün" "Tamam abi" hızlıca dışarı çıkıp masalın yanına arabaya bindim kafasını kucağıma koyup saçlarını okşamaya başladım o çok güzeldi bense çok pis ama beni sevicekti zorla sevmiycekti o zaten benim hem geçmişim hem geleceğimdi ben onsuz o bensiz olmaz.

Araba evin önüne geldiğinde meleğimi uyandırmadan yavaşça arabadan indirdim. Evin içine girdiğimizde meleğimi yukarı çıkarıp odasına götürdüm. Yatağına yatırıp üstünü örtüp odadan çıktım. Aşağı indiğimde bizimkiler salondaydı.

"Abi masalı aldık şimdi ne yapıcaz" "Beni sevmesini sağlıycaz ama zorla değil gerçekleri duyunca kendisi beni sevicek" "Abi sen bize anlatmadın olayları sizin selimle aranızda ne var" " Onu sorna öğrenceksiniz şuan tek amacımız masal beni sevsin ve selim acı çeksin" "peki abi" mutfağa gidip masalın yemesi için yemek yapmalarını söyledim.

Yukardan sesler gelmeye başlayınca direk masalın odasına gittim beni görünce gözleri gözlerime takıldı 5, 10 saniye bakıp bağırmaya başladı.

"Benim burda ne işim var neden kaçırdınız beni hem, hem ş-şey kimsin bana ç-çok tanıdık geliyorsun ama hatırlamıyorum" işte onunda geçmişi ve geleceği benim.

"Seni kaçırdım ama ben kötü birisi değilim emin ol buna şimdi bana inanmaya bilirsin ama selim tanıdığın gibi birisi değil o çok farklı birisi" " Hayır , hayır yalan söylüyorsun senin yanında durmak istemiyorum" " Masal ben seni çok seviyorum benim geçmişimde geleceğinde sensin lütfen bana güven lütfen" gözlerim dolmaya başlayınca masal bana sarıldı küçükkkende böyleydi kimsenin sağlamasına dayanamazdı.

"Tamam, tamam sana güvenmeye çalışıcam ama selim" "sana selimin gerçek yüzünü göstericem" "peki sana güveniyorum" eve hayla aynı benim meleğim kimseye kıyamaz ve saf.

"Ama ismin ne senin" işte en sakıncalı kısım ona gerçek ismimi söyleyemem " adım mert evet mert" bana garip ama hüzünlü bir şekilde baktı ama hüzünlü gözler elbet aşk bakan gözlere dönücek buna inanıyorum.

Yüzümü yüzüne yaklaştırıp konuşmaya başladım" seni seviyorum masal" "teşekkür ederim beni sevdiğin için mert" inanmıyo bana aslında bana değil ona seni seviyorum diyen kimseye inanmıyor.

bilinmeyen kim

MASALDAN

Sabah uyandığımda yine mertin yani bilinmeyenin evindeydim tabi gerçek ismi mert ise, gözleri çok tanıdık geliyordu ama çıkaramıyorum sanki bir okyanusta boğulurken birden birden biri bana nefes oluyor. Gibi bana çok yakın ama aynı zamanda çok uzak. Ne hissettiğimi bilmiyorum sanki Selimde olmayan birşey var onda ama bilmiyorum lanet olsunki onu anlayamıyorum.

Hazırlanıp kapıya doğru yürüdüm gece gelip uyandığımda hazırlanıp aşağı inmem gerektiğini söyledi. Aşağı indiğimde altı kişilik bir masa vardı mert en başta tanımadığım erkekler ise mertin sağ yani hariç her yere oturmuşlardı içlerinden biri varlığından haberdar olup konuşmaya başladı.

"Masal gelsene seni bekliyorduk kahvaltı yapmak için" konuşan mertin sol yanında oturan çocukdu. Yavaş adımlarla ilerleyip mertin sağ tarafındaki sandalyeye oturdum mert bana bakıp içten bir şekilde gülümsedi ve konuşmaya başladı.

"Günaydın masal" hayla gülümseyerek konuşuyordu. Masadaki herkesin bana bakmasından rahatsız olmuştum, mert bunu anladığı için hafifçe öksürdü herkes önüne dönünce konuşmaya başladım.

"Günaydın herkese" günaydın faslını geçtikten sonra herkes kahvaltısını yapmaya başladı. Masada garip ama güzel bir hava vardı sanki herkes pozitifmiş gibi. Mert arada sırada bana bakıyor ne kadar yemişim diye kontrol ediyordu.

"Mert tamam yiyorum işte kontrol edip durmasana utanıyorum" bana bakıp beni daha çok utandıracak bir şekilde gülümseyip kahkaha attı herkes ona katılıp gülerken bende somurtuyordum kollarımı çiçek şekilinde bağlayıp konuşmaya başladım.

"Banane ya küstüm ben sana hıh yemiycem işte banane" gülmeyi bırakıp bana bakmaya başladılar dudaklarımı büzdüğüm için çok komik duruyordum ve evet tekrar gülmeye başladılar utanmaktan nefret ediyorum ya yanaklarım kıp kırmızı oldu.

"Gidiyorum ben siz kendi kendinize gülersiniz" masadan kalıp üst kata odama koşmaya başladım mert kalktı ben peşimden gelmeye başladı. Odama girip kapıyı kapattım.

"Masal meleğim aç kapıyı bak biz sana tatlı olduğun için güldük hadi lütfen bak hem daha yemeğini yemedin hem bak kapıyı açarsan sana aldıģım çikolataları veririm" hemen kapıyı açıp yüzüne kötü kötü bakmaya başladım bu sefer küçük bir tebessüm edip saçlarımı okşadı.

Selimden daha güzel hissettiriyordu sanki tamamlanmışım gibi ama hislerim bana oyun oynuyor olabilir bu güne kadar selimle beraberdim ama şimdi ilk günden selimle olduģumundan daha mutluyum selim sanki bana seks objesi gibi bakıyordu son günlerde değişmişti ama şimdi çok değişik hissediyorum.

"Masal güzelim nereye daldın üç saatir sana sesleniyorum" ha ne nasıl anaa mertin kucağindayim koltukta oturuyoruz vay anasını.

SELİMDEN


Sırf ona inat neden kızı yetimanhaneden aldım ki, o benim için bir seks öbjesiyken nasıl ona aşık oldum ki ne gerek vardı, ama olanları öğrendikten sonra beni seçmiyceğine adım kadar eminim ama benim olması için herşeyi yapmam.

"Abi yerlerini bulduk burdan 4 saat uzaklıkta" evet şimdi tek yapmam gereken Masal in yanına gidip o adamın masala herşeyi anlatmasını engellemek ama masal ya tanıdıysa o adamı ya geçmişini hatırladıysa herşey daha karışık olucak.

"Tamam arabayı hazırlayın" beni onaylayıp dışarı çıktı bende selimsem masak benim olucak ona aşık olmamam gerekiyordu onu kullanıp atmam gerekiyordu Aahh lanet kafam.

Hemen ceketimi alıp dışarı çıktım, çıkar çıkmaz iki tane benim üç katım adamlar beni tutup bir arabaya götürmeye başladı ne kadar dirensemde bırakmıyorlardı bu o adamın işiyse değilse bende bir bok bilmiyorum.

MERTTEN(BİLİNMEYEN)

Şuan yanımda melekten farksız bir şekilde uyuyan minik bebeğim vardı küçükken ailesi öldüğünde büyüyüp bir iş adamı olup onu yanıma alıcağımı söylemiştim. O kadar güzelleşmişki aklım almıyor.

Beni bir şekilde hatırladığına eminim ama emin olmam lazım bu gün veya yarın elbet masalı almak için buraya gelicek ve o zaman görüşücez. Hıçbir zaman adaletsiz birisi olmadım buraya geldiğinde sadece konuşmasını istiycem kavga dövüş hiçbir şey olmıycak ama benim meleğimi kendi zaafları için kullandığını meleğim öğrenip tek bir göz yaşı dökerse bu dünyayı ona dar ederim.

"Mert ben acıktım ne zaman yemek yicez" ahh keşke gerçek ismimi senin ağzından duyabilsem.

"Birazdan hazır olur masal sen istersen bir yukarı çık elini yüzünü yıka bende senin için hatırlattığım şeyleri getiriyim" beni onaylayıp yukarı çıktı dün onun için hazılattığım pasta kurabiye gibi şeyleri masaya yerleştirip yardımcı kadının yaptığı kremalı italyan makarnasını tabağa koyup odaya götürdüm belki film izleyerek yemek hoşuna gidebilir. Harry potter'ı açıp üzerinde slytherin logosu olan battaniye yi çıkarıp koltuğa koydum yemeğini yedikten sonra onun için aldığım harry potter eşyalarını verebilirim.

"Ohh o kadar duydumki pasta bile yiyemem" evet tam iki tabak makarna yemişti, tabiki aptal aşıklar gibi onu izlemedim yani birzcık izlemiş olabilirim yani ufacık

"Masal ben sana çok sevdiğin bazı şeylerden aldım üst katta odanda dahi git onlara bak bende işlerimi halledeyim olur,u meleğim" beni onaylayıp yukarı çıktı bende odama çıkıp kapan işlerimi halletmeye başladım.

Kısa bir zaman sonra masal gelip boynuma atlamış ve nerdeyse yüz kere teşekkür etmişti teşekkür etmemesini söylesemde anlamamıştı. Şimdi ne mi yapıyoruz salonda masal ben ve arkadaşlarım kahkahalara malfoyun yaptığı aptallikları izliyoruz.

SELIMDEN

Şaşırdığım şekilde o adamın adamları değildi iki pataklayıp bırakmışlardı şimdi ise nerdeyse masal in olduğu eve varmak üzereydik gidince ne konuşacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.

Şuan içerde masal in karşısında başım eğik bir şekilde oturuyordum o adam yani masala söylediği üzere ismi mert olan adamda koltukta oturmuş sırıtarak bizi bakıyordu yerinden doğrulup konuşmaya başladı.

"Senmi masala anlatırsın yoksa benmi anlatıyım" birimiz anlatmak zorundaydı anlatmaya başladım.

"Geçen yıl Nisan, ayından biz bir iş için bir araya geldik kimseye yüzünü göstermeden adını söylemeden içeri girdi en soylu mafyalardan biriydi tek fark o iyi ben kötü olandım bana senin hakkında konuştu seni almak istiyen bir tane mafya vardı bu mafyada mertin amcası yani geçen gün ofisime gelen adamdı adam seni tanımıyor gibi yaptı bunun sebebi ise seni kaçırıp kendini iyi bir şekilde sana tanıtcaktı benim seni yetimhaneden alma sebebim hem kendime bir seks objesi arıyordum hemde onlar seni almak istedikleri için seni onlara karşı kullanacaktım masal ben özür dilerim ama sana aşık oldum"

MASALDAN

Ne diyeceğimi bilemiyordum sadece kırılmıştım ona ama farklı birşeydi bu ona karşı çok birşey hissetmiyordum zaten. Ayağa kalkıp Selimin yanına gittim ilk başta yüzüne baktım sonrada kapıya doğru yürüyüp çıkmasını söyledim yüzüme baktı gözleri dolu doluydu ama yapicak birşey yoktu. Dışarı çiktıģında kapıyı kapatıp mertin yanına gidip sarıldım kafamı omzuna bastırıp saçlarımı okşamaya başladı.

Kafamı kaldırıp yüzüne baktım bir çok duygu barındırıyordu sevgi, hüzün, kırgınlık ve kızgınlık.

"Sen bana kim olduģunu anlatcakmisin?

------------------------------------

Devamı gelecek....

5 Ocak 2021 Salı

ŞEHVET DERSİ

 


1


 Adamın ısrarcı öpüşleri, genç kadının tecrübesiz karşılığını bastırıyordu. Lord Falconer'in ıslak, sıcak dili yavaşça ağzından içeri girerken kadının dudaklarından hayret dolu bir çığlık döküldü fakat adam bunu umursamadı. Genç kadın birkaç saniye sonra kendi dilini, adamın diline değdirerek bir sonraki aşamayı başlatmış oldu. Artık arzuları çok daha ilkeldi. Falconer'in kuvvetli itişiyle sırtı yatakla buluştu, bedeninin vahşi ağırlığını üzerinde hissettiğinde kendini ona doğru kaldırarak arzusunun giderilmesini diledi. Her öpüş, fısıldama, inlemeyle birlikte üzerlerinden bir parça daha kıyafet eksiliyor, geride doğru hissettiren çıplaklık kalıyordu. Tenlerinin sıcaklığı birbirine karışırken adamın dudakları yükselen tepelerine ulaşmıştı. Ayrılan bacakları adam için yer açmış ve çıplak sertliği uyluklarında gezinmeye başlamıştı. Onu içine almak istiyordu-

 

''Ama bu lanet olası kitabın lanet olası yazarı bundan sonrası için yeterli duyguyu hikâyeye katamayacak kadar tecrübesizdi. Ve bu lanet olası boktan kitap büyük ihtimal o kendini beğenmiş sürtüğün onayını alamayacaktı. Kitapta bahsi geçen koca aletli Lord Falconer, yazarın beceriksizliği yüzünden asla masum Bayan Campbell'in bekâretini alamayacak zavallı Bayan Campbell bu lanet olası kitabın yazarı gibi bakire olarak ölecekti!''

 

Buraya kadardı bitmiştim!

 

Hayal çeşmesinin musluğunun kuruduğunu hissediyordum. Zaten ben de bunu nereye kadar sürdüreceğimi merak ediyordum. Bakireler, erotik hikâyeler yazmazlardı. Kahretsin! Bunun sadece hayal gücü ve yetenek ile ilgili olduğunu sanmıştım. Öyle olmalıydı! Cinayet romanı yazarlarının bir katil olmadığından emindim. Hatta birçoğu – en azından öyle umuyordum – ceset bile görmemiş olmalıydı. O zaman seks yapmayan biri de bunu yapabilmeliydi. Gözlüğümü çıkarıp masanın üzerine fırlattım ve başımı masanın soğuk yüzeyine dayayarak kendime biraz daha acıdım. Faydasızdı. İki yıl içinde çıkıp tüm popüler listelere girip, binlerce kopya satılan iki kitaptan sonra kariyerimin sonuna gelmiştim. Yani her şey başlamadan bitmişti. Başımı masadan kaldırıp kendi kendime güldüm. Kahrolası kariyer benim bile değildi. Ben sadece hayalet yazardım. Başkasının isminin ve kimliğinin ardına saklanan bir korkak!

 

Kendime daha fazla acı vermek için hayalet yazarlığını yaptığım Christina Michaels'in editöründen gelen maili bir kez daha okudum. Kaba bir tabirle kitabın değerlendirmeyi geçemediğini, erotik kısımların fazla acemice ve duygudan yoksun olduğunu yazmıştı. Aslında maili o kadar çok okumuştum ki her paragraf aklımın derinlerine kazınmıştı. Canımı yakmak istediğim şu dönemde de sık sık aklıma getirmeyi ihmal etmiyordum. Cevap olarak sürtük Christina'nın kendi kitabını kendisinin yazmasını elbette söyleyebilirdim fakat bunun yerine yazdıklarımı tekrar gözden geçirip en iyi şekilde onlara sunacağımı yazmıştım. Paraya ihtiyacım vardı. İlk iki kitaptan iyi sayılabilecek bir gelir elde etmiş ailemin evinden ufak bir apartman dairesine taşınmıştım fakat faturaları ödemek, kendime bakmak zorundaydım. Ayrıca yirmi bir yaşındaydım ama hala üniversite için yeterli parayı biriktirebilmiş değildim. Kendi kitaplarımı çıkarmak ise tamamen bir hayaldi. Bununla asla baş edemezdim.

 

Artık iyi yazılara, güçlü zihinlere ve hayal gücüne değer verilmiyordu. Değer verilen şey para, satışlar ve sosyal medyadaki takipçi sayısıydı. Christina Michaels zeki, yetenekli olmayabilirdi ama azımsanmayacak kadar çok parası ve attığı her adıma hayran takipçilerle dolu bir sosyal medya hesabı vardı. Bu yüzden benim gibi köleler onun eksiklerini tamamlamakla görevliydi. Christina en ufak bir yazma becerisine sahip olmamasına rağmen yazar olmak istemiş ve olmuştu. Yazarlığı takma tırnakları kadar sahteydi ama bunu kimse umursamıyordu. 

 

Kendime acıma partisinin en berbat kısmındayken telefonumun titreşimiyle irkildim. Boğazımdan çıkan homurtuyu bastırmaya çalışmadan telefonuma uzanıp kimin aradığına baktım. Elbette en yakın arkadaşım Ruby kendime acımama yakınlarımda olmasa bile izin vermezdi.

 

''Winny! Bebeğim. Durumlar nasıl?''

 

 Gırtlağımdan kurtulan acı sesle birlikte, ''Boktan daha bok,'' diye cevap verdim.

 ''Gerçekten biraz ara vermeye ihtiyacın var. Kendine dinlenmek için izin vermiyorsun Winny. İki senedir bilgisayarın başındasın ve seni bunaltan da tam olarak bu.''

''Christina Michaels yeni bir kitap bekliyor, Ruby ve ben erotik bölümleri yazarken hala zorlanıyorum. Böyle giderse yetiştirmem mümkün değil.''

''Christina sürtüğü kendini becertip eline bir kalem alsın. Ona ihtiyacın yok! Beni dinle bebeğim sen muhteşem bir yazarsın ve bunu onun için değil kendin için yapmalısın.''

 Derin bir nefes alıp, ''Yapamam,'' diye mırıldandım. ''Bunun için yeterli değilim. Eğer geçinmek istiyorsam Christina'nın bombok kitabını tamamlamalıyım. Bundan öncekiler gibi... Sadece ben... Kendimi eksik hissediyorum.''

 

Ruby bıkkın bir nefes verdi.

 

 ''Sana tecrübe kazandıracak bazı parlak fikirler vermiştim ama sen bunların hiçbirini denemek istemedin. Benim arkadaşlık görevimde buraya kadardı tatlım.''

Gözlerimi devirdim, elbette her fırsatta bana bazı ''parlak'' fikirler sunmuştu. Ama onun söylediği gibi gidip öylece alelade biriyle yatamazdım. Bunun nasıl gideceğini bilemiyordum.

 Ruby ve ben İngiltere'nin görkemli otellerinden birinde kat valesi olarak çalışıyorduk. Aslında Ruby lise biter bitmez Londra'ya gelip otelde işe başlamıştı ondan bir sene sonra da aile evinden kurtulmaya kararlı bir şekilde ben peşinden gelmiş otelde bir sezon yarı zamanlı çalışmayı kabul etmiştim elbette bu çalışma bir sezondan fazla sürmüştü. Londra fazla pahalı bir şehirdi ve ben bir yandan geçinip bir yandan da para biriktirmeye çalışıyordum. Zaten bu hayalet yazarlık işini de bu yüzden yapıyordum. Üniversite hayallerim ve kendi kitabım için...

''Neyse beni dinle. Bugün izin günün olduğunu biliyorum ama burada bir takım problemler var.''

Sessiz kalıp söyleyeceklerini dinlemeye başladım.

''Carol, dün odalardan birini temizlerken kaymış ve ayak bileğinin durumu iyi değilmiş. Sanırım iki hafta kadar gelemeyecek.''

''Ah, buna üzüldüm.''

Carol'u severdim. Neşeli temizlik görevlilerinden biriydi. Genelde süit odalarda çalışırdı, her zaman anlatacak dedikoduları olurdu.

''Biliyorsun Nancy doğum izninde, Karen'in ikizleri okulda enfeksiyon kapmış ve ikisi de hasta zavallı kadın izin almak zorunda kaldı ve şimdi de Carol. Bu kadar yoğun olduğumuz bir dönemde süit odaların temizlenmemesi Thomas'a hepimizi Londra Kulesinde idam ettirmesi için geçerli sebep verecektir.''

Güçlü bir kahkaha attım. Anlaşılan Ruby ona tavsiye ettiğim aşk romanlarının etkisinde fazlasıyla kalıyordu. Geçmiş zamanda yaşamış yakışıklı, romantik erkek masalları insanı bu dönemde bile etkiliyordu.

 


''Ve sen bana ne anlatmaya çalışıyorsun?''

''Düşündüm ki belki de sen birkaç haftalığına tam zamanlı çalışabilirsin.'

Evet, tam zamanlı çalışmak biraz daha ekstra para demekti ve buna gerçekten ihtiyacım vardı ama diğer yandan yazmak fazlasıyla zamanımı alıyordu ve tam gün çalışmanın içine gece mesaisi de dâhil olacaktı. Yazma konusunda en verimli olduğum zaman...

Ruby düşüncemi bölerek kendinden emin ses tonuyla, ''Hadi ama kızım! Bunu yapabilirsin alt tarafı birkaç zenginin odasını temizleyeceksin,'' dedi.

Kabul etmekten başka şansım olmadığını biliyordum. Sadece biraz uykusuz kalacaktım. Uykumdan ödün vererek yeni romanımı tamamlayabilir, tam zamanlı çalışarak Üniversite parasına biraz katkıda bulunabilirdim. Böylece önümüzdeki sene istediğim Üniversiteye girmeme yetecek kadar para toplamayı başarırdım.

 

''Tamam. Tamam. Sanırım bunu yapabilirim.''


Ertesi gün sabah dörtte uyanmak yataktan ağlayarak çıkmama neden olacak kadar acı vericiydi. Fakat beşte otelde olmak istiyorsam dört tam olarak uyanmam gereken saatti. Uyanmama yardımcı olması için duş aldım ve dişlerimi fırçalarken morarmış gözaltlarım için yapabileceğim hiçbir şey olmadığını fark ettim. Gözlerimin siyaha yakın koyu rengi morlukları adeta kutsuyor birer ışık huzmesi gibi parlamalarına neden oluyordu. Genelde ''hafif'' dalgalı olan koyu kahverengi saçlarım şu an ''yastık izi'' dalgasına sahipti. Onları acımasızca fırçalayıp yola gelmelerini sağladım. Ne giydiğime bakmaksızın hızlıca üzerime bir şeyler geçirdim ve uyanmak için bir fincan çayın yanında kızarmış ekmek yedim. Neyse ki otel oturduğum yere çok uzak sayılmazdı. Kısa bir otobüs yolculuğu ile yirmi dakikada oraya varmayı başarmıştım. Ve saat tam beşti.

Otelin kapısından içeri girerken Jeff'i selamladım.

''Günaydın, Jeff.''

Jeff dünyanın en tatlı yaşlı adamlarından biriydi. Uzun yıllardır otelde kapı görevlisi olarak çalışıyordu.

Bir centilmen gibi şapkasını çıkararak, ''Günaydın, Winona. Senin burada olman için erken bir saat değil mi?'' dedi.

''Coral'ın yerine bir süre tam gün çalışacağım.''

Anlayışla başını salladı.

''Zavallı kadın onun adına üzüldüm ama seni daha fazla görecek olmak, yaşlı bir çapkını mutlu eder.''

''Seninle genç bir çapkınken tanışmak istemezdim,'' diye kıkırdadım.

Jeff, ''Hiç şansın olmazdı kızım,'' derken çikolata rengi teninde beyaz dişleri parıldıyordu.

''Ruby'nin kaç dakikası kaldı?''

Jeff saatine bakarak, ''On,'' dedi.

Ruby her zaman on beş dakika geç kalır ve geciken otobüs şoförü hakkında söylenirdi.

                              
''Ona içeride olduğumu söylersin, sonra görüşürüz Jeff.''

''Görüşürüz, Winona ve bugün için bol şans.''

Sabah oldukça erken bir saat olduğu için otelin girişi görevliler dışında boştu. Hızlı adımlarla personel katına inen merdivenlere ulaştım. Çamaşır odasından ütülenmiş ve göreve hazır kıyafetlerden birini alıp doğruca soyunma odasına girdim. Erica ve Barbara aceleyle giyinmeye çalışırken bir yandan da kendi aralarında konuşuyorlardı.

Barbara'nın kocası hakkında yakınmasını bölerek, ''Günaydın,'' diye şakıdım.

 İkisi de bana gülümseyerek karşılık verdi.

''Günaydın, Winny! Ruby'nin seni ikna etmesine sevindim.''

Erica onu onayladı. Sarı saçlarını topuz yapmaya çalışırken, ''Kesinlikle, ekstra iş yükünü kaldıramayacak kadar yoğun bir dönemdeydik,'' dedi.

''İşe yaradığıma sevindim,'' derken son derece ciddiydim. En azından bir konuda işe yarıyor olmak iyi hissetmeme neden oluyordu.

Otelin siyah elbisesini, giydikten sonra etek kısmındaki beyaz önlüğü bağlarken Ruby telaşla içeri girdi.

''Kahrolası otobüs! Yine geciktim.''

Barbara ve Erica ona günaydın deyip işlerinin başına dönerken ben gözlerimi devirdim.

''Belki de evden on beş dakika önce çıkmayı denemelisin.''

Esneyerek bedenini gerdi.

''Evet, bunu gecenin tam olarak dördünde yataktan zorla çıkardığım kıçıma söylerim.''

Ona gülerken saçlarımı topuz yaptım ve beyaz başlığımı takarak kendime baktım. Otel personelinin kıyafetleri de tıpkı otelde ki diğer şeyler gibi klasikti. Bu hoşuma gidiyordu sanki olduğum zamandan sıyrılıp geçmişe dönüyordum. Aynaya bakıp hülyalı hayallere daldığım sırada Ruby popoma güçlü bir şaplak attı.

''Kural bir hayatım, süit odalara gelen beyaz atlı prenslere sadece bakabiliriz. Bir Lord arıyorsan doğru yerdesin ama doğru zamanda değilsin.''

Melez genlerinin ona bahşettiği kıvırcık saçlarını karıştırdım.

''Bu kuralı kendi kendine defalarca tekrarla.''

Ruby suratını buruşturdu. Dolgun dudakları büzülmüş ifadesi komik bir hal almıştı.

''Bunu sürekli yapıyorum. Sü-rek-li...''

Her hafta başka bir müşteriye platonik olarak âşık olduktan sonra onu unutmak için daha uygun birini bulan Ruby'nin mi? Yoksa bu yaşına kadar çekinceleri yüzünden bakire kalan benim mi daha çaresiz olduğuma karar veremiyordum.  


Temizlik şefi Thomas hepimize günün programını dağıtırken bana uyaran bakışlarla bakmayı ihmal etmedi. Süit odalar gerçekten çok çok önemliydi. Sadece orası için yetişen, deneyim sahibi görevliler orada çalışabiliyordu. Biz o katı görmüyorduk bile... Ve bu Thomas'ın bana bakmasını açıklıyordu. Adam kesinlikle bir hata yapmama müsaade etmeyecekti.

Thomas bana bakmayı sürdürürken Ruby'nin kulağına eğildim.

''Söylesene süit oda temizliğini neden sen almadın? Benden daha tecrübelisin ve bunun için hevesli olacağını sanıyordum.''

Ruby gözlerime bakarak, ''Bunu istemediğimi mi sanıyorsun? Coral'ın durumunu duyar duymaz Thomas'a işi alabileceğimi ve benim katımdaki işleri senin yapabileceğini söyledim ama Thomas bunun olmasına izin vermektense oteli ateşe verebileceğini söyledi,'' diye fısıldadı.

Bu gülmeme neden oldu. Thomas çok haklıydı Ruby'i tüm o zengin adamların gelip gittiği kata sokmak arı kovanına çomak sokmakla aynı şeydi.

''Peki ya benim görevi devralmama nasıl ikna oldu?''

''Benim yapmama izin vermeyince ona seni teklif ettim. En azından içimizden biri hülyalı hayallere dalmalı. Senin ne kadar umutsuz bir vaka olduğunu hissetmiş olmalı ki hemen kabul etti.''

Söylediği şey karşısında onu kolumla dürterek sendelemesine neden oldum ve karşılık olarak kıkırdadı.

Ruby kendi bölümüne giderken ben de temizlik arabalarından birini alıp malzemelerimi kontrol etmeye başladım. O sırada hemen yanımda hafifçe öksüren Thomas dikkatimi dağıttı.

''Bir sorun mu var?''

''Bayan Roden... Çalışacağınız bölümün öneminin farkındasınız değil mi?''

Gözlerimi devirmemeye çalışıp, ''Elbette, merak etmeyin bir sorun çıkmayacak,'' diyerek onu ikna etmeye çalıştım.

Thomas beni onaylarken bundan çokta emin değilmiş gibi bakıyordu. Kollarını göğsünde birleştirmiş, beni inceledikçe yüzündeki kırışıklıklar daha ürkütücü bir hal alıyordu. Sanırım Ruby Londra Kulesinden bahsederken şaka yapmamıştı. Thomas en ufak hatada birilerinin boynunu vurdurmaya hevesliymiş gibi görünüyordu.

''Bay Foster belki de bu kadar endişeliyseniz, Ruby ile yer değiştirebiliriz, onun katını alabilirim ve o da süitlerde çalışabilir.''

Thomas bu fikirden hoşlanmadığını tek kaşını havaya kaldırarak belli ederken, ''Ruby asla süit odalara yaklaşmayacak Bayan Roden, sizden çok daha tehlikeli olacağına eminim,'' dedi.

Kendimi gülmemek için zor tuttum.


Thomas'ın uyarılarını bir süre daha dinledikten sonra yaşlı adamın yanından ayrılıp otelin herkesin lanetliymiş gibi baktığı beşinci katına çıktım. Orta doğu desenleriyle bezeli halının üzerinde temizlik arabasını sürüklerken koridor boyunca bana; dev gibi vazoların içindeki yeşil bitkiler, garip şekillerdeki heykeller, metrelerce yüksek tavandan sarkan kristal avizeler ve altın varaklı dinlenme kısımları eşlik ediyordu. Her bir detayı gözlemliyor, misafirler henüz uykuda olduğu için ortaya çıkan sakinlikten keyif alıyordum. Odaların kapılarından geçerken kapılardaki yazılara göz atıyordum. Hepsinde Rahatsız Etmeyin yazıyordu bu da en azından sabah saatlerinin sakin geçeceğini gösteriyordu.

Temizlik arabasını çok ayakaltında olmayacak bir köşeye çekerek oyalanmaya başladım. Misafirler odaları terk edene kadar zaman geçirmek işin en sıkıcı kısımlarından biriydi. Sakin koridorda belli belirsiz bir klasik müzik yükseliyordu. Daha fazla dikilemeyeceğime karar verdiğimde toz alma fırçasını elime alarak koridordaki heykellerin, vazoların ve duvar apliklerinin tozunu almaya başladım. Odaların kapılarına gazete bırakan Calvin'i selamlayarak koridorda gezinmeye devam ettim. 5005 Numaralı odanın yanındaki heykellerin tozunu aldığım sırada içeriden gelen sesler duraksamama neden oldu. Yapmamam gerektiğini biliyordum ama yine de kendimi içeriyi dinlemekten alıkoyamıyordum.


İçeride birileri sevişiyordu, oldukça... Ateşli bir şekilde. Bu şekilde sevişmenin yasal olup olmadığından bile emin değildim çünkü kadın o kadar çok bağırıyordu ki onları dinlememe bile gerek yoktu sadece koridorun diğer ucunda dikilmem yeterdi. Fakat ben işi biraz daha ileri götürüp kapıya yaklaştım.

''Ahhh... Lütfen! Lütfen Alexander! Daha fazla dayanamıyorum.''

Alexander her kimse işini çok iyi yapıyor olmalıydı kadın neredeyse ağlamaklı konuşuyordu.

''Gelmeme. Gelmeme izin ver. Buna ihtiyacım var.''

''Gelmek mi istiyorsun?''

''Gelmek mi istiyorsun? Brenda! Hadi bana cevap ver. Bunu hak edecek kadar iyi bir kız oldun mu?''

Bunları duyduktan sonra Alexander hakkında düşüncem biraz değişmişti. Sanırım Alexander çokta mükemmel ve kibar bir âşık değildi. Romantik âşıkların hayalleri ile yaşayan biri olarak adamın bu tavrı hoşuma gitmemişti fakat yine de kapının önünden ayrılmadım hatta farkında olmadan biraz daha yaklaştım kolum neredeyse kapının ahşabına sürtünüyordu.

''Evet, evet. Alexander. Çok iyi bir kız oldum. Lütfen bana merhamet et. B-u. Bu beni öldürecek.''

''Düşünüyordum da bence çok iyi bir kız değildin. İyi bir kız olup olmadığına ben karar veririm ve sen kötüydün.''

Bir anda güçlü bir tokat sesi duyarak irkildim neredeyse düşmek üzereyken son anda dengemi sağladım. İçeride neler oluyordu? Artık bunun bir aşk oyunu olmadığından eminken kadının inledi.

''Ah evet, evet Alex.''

Kadının bu davranışı onaylaması beni fazlasıyla şaşırtmıştı. Bu odada olanları rapor etmeli miydim?

''Sana ismimi kısaltmandan hoşlanmadığımı söylemedim mi ben?''

Bir tokat sesi daha geldiğinde artık gerginliğim artmıştı. Arkamı dönüp durumu yetkili birilerine bildirmeyi düşünürken adam tok sesiyle tekrar konuştu.

''Kıçının biraz daha kızarmasını mı istiyorsun, Brenda? Kıçını kızartıp sonra da onu becermeliyim belki de? İstediğin bu mu?''

Kıçı mı? Kadına bir çocuk gibi şaplak mı atıyordu? Ya da şu şiddet içeren fantezilerdeki gibi... Bu benim gibi bir romantik için tiksindiriciydi. Kaşlarımı çatmıştım ama bacaklarımı birbirine bastırıp aradan yükselen sızıyı durdurmaya çalışmaktan da geri duramıyordum. Adamın sesinde beni etkisi altına alan saf bir cazibe, bir erkeksilik vardı. Arka arkaya gelen şaplak sesleri güçlendikçe kadının inlemeleri ve yalvarışları artıyordu. Nihayet istediğini almış olmalı ki yalvarışları kesildi yerini çığlıklara bıraktı. Etin ete çarpma sesini netçe duyuyor ve bundan delicesine etkileniyordum. Elim farkında olmadan göğüslerime gitmişti kalbimin bir kuş gibi çarptığını duyabiliyordum. Daha adamın nasıl göründüğünü bile bilmiyordum ama kafamda hızlıca ona bir surat oluşturmuştum. Bu işte iyiydim karakterlerimin görünüşleri kelimelerle şekillenirken gözümün önünde her zaman suratları belirirdi.

Bu adam ise uzun boylu, ince fizikliydi. Bir borsa patronu olduğunu hayal ediyordum, çok çalışıyordu ve spor yapmaya zamanı yoktu. O yüzden kaslardan yoksundu. Sarı saçlarının geriye yatık olduğunu hayal ettim parlaktı ve zarif yüzüne yakışıyordu. Görünüşüyle karakteri tamamen zıttı onu tanıyan insanlar bu yönünden habersizdi onu her zaman bir ''centilmen'' olarak nitelendiriyorlardı. Ben bunları hayal ederken kadının inlemeleri kesildi ve rahatlamış soluklara dönüştü. Kapının önünden çekilerek sırtımı soğuk duvara yasladım. Ayaklarımın üzerine çökmemek için zor duruyordum. Böyle bir şey beni nasıl etkilerdi? Sonra kafamı iki yana sallayarak kendi kendime mırıldandım.

''Hayır, beni değil. Hayal gücümü etkiliyor.''


Bulmuştum. Nerede eksik olduğumu biliyordum. Yaşanmışlık... Benim hayatımda bir yaşanmışlık yoktu. Ben sadece seksin hayalimden ibaret olan yönünü yazıyordum. Benim gözümde olması gereken naif ve romantik şeklini. Bakire bir kadının gözünden... Oysa gerçek çok daha farklıydı. Kendimle muhakeme halindeyken odanın açılan kapısı nefesimi tutmama neden oldu. Kapıya o kadar yakındım ki ne için orada durduğumu bir aptal bile anlayabilirdi. Kaçamaz ve saklanamazdım. İçimden kimsenin beni fark etmemesi için mucizevi bir şekilde görünmez olmayı dilediğim sırada adam dışarı çıktı.

Şaplak Lordu tam karşımdaydı. Kesinlikle hayal ettiğim adam ile uzaktan yakından alakası yoktu. O, oldukça heybetliydi. Boyunun uzun olması dışında zamanının çoğunu spor aletleriyle geçirdiğinden emindim. Geniş omuzları, aynı şekilde geniş bir göğüs kafesi vardı. Kol kaslarını ceketinin altından bile seçebiliyordum. Henüz kafamı kaldırıp yüzüne bakma şansım olmamıştı aslında bunu yapmaktan da utanıyordum. Onunla göz göze geldiğim anda -henüz anlamadıysa bile- içeriyi dinlediğimden emin olacaktı.

Adam hala olduğu yerde durduğu için mecburen yüzüne bakmak zorunda kaldım. Yüzünü görebilmek için kafamı oldukça yukarı kaldırdım çünkü adam gerçek anlamda uzundu. Yüzü tahminimden çok daha güzeldi. Ve tahminimden çok daha gençti. Yirmilerinin sonu, otuzlarının başında olmalıydı. Karakteristik köşeli yüz hatları, yuvarlak bir çenesi ve masmavi gözleriyle muhteşemdi. Koyu renk saçları hafifçe gömleğinin yakalarına değiyordu ve yüzünü birkaç günlük hoş bir sakal kaplıyordu eğer bu sakal olmasa oldukça sevimli olduğunu söylerdim. Burnunda hafif bir yamukluk vardı belki daha önce kırılmıştı, bu ona garip, erkeksi bir hava katıyordu. Ben şuursuzca onu incelerken ufak dudakları ukala bir gülüş için birbirinden ayrıldı. İşte gülümsemesi kesinlikle sevimliydi ve gülümserken sol tarafını daha fazla kullanıyor bu da gülüşün hafifçe sola kaymasına neden oluyordu.

Şaplak Lordu her şeyden haberdarım ve bundan en ufak bir rahatsızlık duymuyorum gülüşüyle bana bakarken hafifçe öksürdüm bunu sesimin zavallı bir tonda çıkmasını engellemek için yapmıştım.

''Günaydın, bayım.''

Gülüşüne eşlik etmesi için tek kaşını hafifçe havaya kaldırarak, ''Günaydın, hanımefendi,'' dedi.

Fısıldayarak konuşuyordu ama sesini hiç zorlanmadan duymuştum.

Aptalca bir şey yaparak, ''Odanızın,'' diye cümleye başladım ve gerisini tamamlamak için yutkundum. ''Odanızın, temizlenmeye ihtiyacı var mı?''

Başını sallarken dudağını dişledi hala gülüyordu ve bu benim daha fazla utanmama neden oluyordu öylece çekip gitse olmaz mıydı? Ahlaklı beyefendiler öyle yapmalıydı. Tabi ahlaklı kızlarında kesinlikle kapıları dinlememesi gerekirdi ama şimdi bu konuyu açmayacaktım.

Bana doğru bir adım atarak iyice yaklaştı, bir kadın parfümüne karışmış erkek parfümü kokusu alıyordum. ''Aslında evet, ortalığı epey dağıtıp kirlettik.'' Eğlenirmiş gibi ufak bir kahkaha attı fakat bu sadece benim duyabileceğim kadar alçak sesliydi. ''Ben biraz dağınık çalışırım.''

Bir anda öksürmeye başladım. Öyle ki kendi nefesim ve tükürüğümde boğulup ölmek, utanç içinde hayatta kalmaktan çok daha cazip görünmeye başlamıştı. Bu ise onun daha fazla eğlenmesine neden olmuş gibi görünüyordu. Başını hafifçe eğip bana selam verirken, ''İyi günler hanımefendi,'' diye fısıldadı. Hızla yürüyüp koridorda kaybolurken orada öylece kalakaldım.

-------------------- DEVAM EDECEK -------------------

Âşk-ı Ebedi

Ciğerlerim sadece bir nefes için bana yalvarırken ben koşmaya devam ettim. Babam gireceği toplantı için gerekli olan dosyasını unutmuştu. As...